

| MERHABALAR BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ |
|
yazı 6/6/2007<>16:54 kategori: SEVGI Labuce'yi Aramak
Gecenin Gözleri <- : : Sonraki Sayfa -> aşkkkkk 4/6/2007<>12:06 kategori: SEVGI Aşk Deprem Gibidir
<- : : Sonraki Sayfa -> türkiye rekorları 4/6/2007<>12:02 kategori: eglence T.C Guiness Rekorları
MUSTAFA TOPALOĞLU: Uzaya çıkmamış tek uzaylı olma rekoru... B. ECEVİT: En seri başbakan olma rekoru... HÜSAMETTİN ÖZKAN : En iyi yardımcı oyuncu rekoru.. S. DEMİREL : 40 yıl ülkeyi yönetip hiçbir terslikten sorumlu olmadığını söyleyip umut olma rekoru... T. ÇİLLER: Bir cümle içinde en çok pot kırma rekoru... HÜLYA AVŞAR: Bir koltuğa bir bostan sığdırma rekoru... M. BÜYÜKERMAN : Konusu her ne olursa olsun her soruya mankenlerden bahsederek yanıt verme rekoru.. ERKAN MUMCU: En hızlı çıkış , fırça yeme ve en hızlı özür dileme rekoru... 05 EDİ : Herkesle kavga edip sevilmediği halde , fenerlilerin oylarıyla yarışma kazanma rekoru... VJ LER: 10 dakikada 20 kere evet ile başlayan cümle kurabilme rekoru... VATANDAŞ: Batan bankaları vergileriyle kurtarma rekoru... HINCAL ULUÇ : Maydanoza en çok benzeme rekoru... FATİH TERİM : İtalyada bir yıl içinde iki kere tahta geçip iki kere tahttan indirilen tek imparator olma ve sadece mimiklerini kullanarak bir maçı 90 dk. anlatabilme rekoru... MEDYA : Her dalda "en" olma rekorunu medya kırdı... ORHAN PAMUK : En çok sattığı halde en az okunma rekoru... BÜLENT KORKMAZ VE HASAN ŞAŞ : Futbol oynamak yerine yeşil sahada hakemle konuşma rekoru... MUSTAFA DENİZLİ : Hiçbir maça aynı kadroyla çıkmama rekoru... RAPAİÇ : En uzun adale sakatlığı geçirme rekoru... REHA MUHTAR : Yetişkin ve sağlıklı bir sığırı 4 soruda yere yıkma rekoru.. BANU ALKAN : Şarkı söyleyerek bir göl dolusu kurbağayı kaçırma rekoru... yok yorum :: link<- : : Sonraki Sayfa -> ---------- 4/6/2007<>00:07 kategori: SEVGI ...Kalbim...Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı her zaman burada adımız var ama kimseler yoktu. Gizli kapaklı kalmış sevdalarımız ve içimizde acıyan bir yaramız her zaman var oldu hep bir şeylerin özlemi bir şeylerin sevdası oldu içimizde ne zaman ağlayıp ne zaman güleceğimiz hiç belli olmadı.. Hep rolleri başkası verdi elimize her zaman .. hiç bir zaman hiç bir sahnede assolit olarak oynamadım ama tek bildiğimiz ise Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı.. Her gün gülmek için de bir sebebimiz vardı. Kimi zaman durgun kimi zaman yorgun kimi zamanda bize atılan bir kazığın hesabını sormak için mücadele verdiğimiz ve her mücalenin sonunda yenik düştüğümüz kimsenin bilmediği ama bizim adımızın her zaman var olduğu güzel sokaklar vardı.. Sabahları kalktığımızda odamıza vuran hafif bir güneş ışığı ve kimsenin veremediği sıcaklık vardı. Güneş o sokaklarda sadece ama sadece bizim için doğar sadece bize verirdi sıcaklığını.. Hep hayalini kurduk yarınların hep elinden tutup yürüyeceğimiz bir sevgili ve her sabah kalktığımızda onun verdiği mutlulukla yola çıkmak onun huzurunu yaşamak ve her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda onu düşüneceğimiz ve her gece başını yastığına koyduğunda bizi düşünen bir sevgiliyi.. Hep ama Hep hayalini kurduk… Bizim hayallerimizin yaşadığı duygularımızın sınırsızca kol gezdiği ve kimsenin karışamadığı Ve sadece ama sadece bizim adımızın var olduğum kimsenin bilmediği sokaklar vardı…. İşte o sokak her zaman var olacaktı. Taki bir gün bu beden toprak olup yok oluncaya dek… işte o sokaklar kalbimizin tam ortasında idi.. Bizimle doğdu bizimle yaşadı bizden başka kimse bilmedi sadece bizim adımız ve gizli kapaklı kalmış sevdalarımızın adının varlığı ile.. Ve kimsenin bilmediği ama bizim adımızın var olduğu, güzel sokaklar vardı….! <- : : Sonraki Sayfa -> kim bilir 4/6/2007<>00:00 kategori: SEVGI Kim Bilir?İçimde derin yarıklar bırakıyorsun git dediğim cümlelerde.Yanık kağıt uçları kokuyor hava.Ben ki sana git demedim hiçbir zaman, gittiğinden dolayı gitmeleri ezberlemiş gözlerime ağır geliyor gözyaşları biliyorsun. Of bu ne ağır bir akşam, bu nasıl derin iç soluklanması ölüm desem bu kadar kara değil. Ezberi bozulmuş kederler taşıyorum satırlarımda. Soluklandığın dünyanın insanıyım hala. Soluklandığın kıyıların ıslaklığında gözyaşlarım. Bu kaçıncı sarhoşluk ne önemi var. Bütün sarhoşluklarım sana çıkıyor ezberli. Sarı , evet akşamlar senin dışında ve sarı. Üç adımda atabilirim sonsuzluğu heybeme, sarı. Ve hayır ama. Dillenmeli bir kez gördüğüm akşamın yapışkan sevdası dillerde. Ardında kocaman yalnızlıklar saklı sevdanın ayakları terlemeli rıhtımımda. Suskunluğu altın bilmiş kalabalıklara inat sözler akmalı geceme. Bilesin istiyorum, yakışmıyor o dudaklara bu hüzün. Hani çocukluğumuzun masallarındaki gibi bitmeli kötü başlangıçlar. Bir yerde iyi bir şeyler olmalı. Duymalı bunu herkes. Birilerinin sevinç şaşkınlığını yüzüne yapışmalı çıkmalı karşıma. Diğeri patlayıncaya kadar oh be demeli. Demeli işte. Koşup gelmeli mutluluk ayaklarımın dibine, kapıyı açtığımda çıkmalı karşıma, piyango gibi çalmalı telefonumun zili, içimi serinletmeli telefondaki ses, dilimi uyuşturmalı, kalakalmalıyım oracıkta sevinçten. İçimde bahar çiçeklerinin kokusu, şaşkın, çocuksu ,çırılçıplak , sapsalak ama. Göğsümü yaran bu şarkılara kapamalıyım kulaklarımı biliyorum. Her sözcüğü özenle seçip saklıyorum heybemde. Bütün harfleri parlatıp büyütüyorum. Yanık kağıt uçları kokuyor hava. Kim bilir belki bu sabah ,belki akşam , belki… Belki isimsiz telefonların birinde senin nefesin… Kim bilir? yok yorum :: link<- : : Sonraki Sayfa -> ile düzenlendi |
|